21 Aralık 2009 Pazartesi

YOLLAR, AYRILIKLAR, MEKTUPLAR-16


“Her neyse , nerede kalmıştık?”
“Ailesi istememişti kızı, Alman diye.”
“Hah evet. Dayım da ailesiyle bir süre bu konuda tartışmış, hatta tatilinin sonunda onlara kırgın olarak Almaya’ya dönmüş.Dedem gönderdiği parayı kesmeyi bile düşünmüş önceler.Ama okulunun bitmesine az bir zaman kaldığından daha sonra bu fikrinden vazgeçmiş.Bir süre dayımdan ne mektup, ne de haber alamamışlar.Daha sonra bayramlarda seyranlarda iki satırlık kartları gelir olmuş,sonra onların da arkası kesilmiş.”
“Tavır yapmış dayın.”
“Onlar da önce öyle sanmışlar.Ama sonra bir haber almışlar.”
“Yoksa Alman kızla sessiz sedasız evlenmiş mi?”
“Keşke öyle olsaymış.Ama maalesef.”
“Yoksa ölmüş mü?”
“Ölmemiş ama neredeyse ölüyormuş.Çok büyük bir trafik kazası geçirmiş.Uzun süre hastanade kalmış.Dedemle anneannem Almaya’ya gitmişler ve onu alıp buraya getirmişler.”
“Fiziksel olarak bir sakatlık kalmış mı?”
“Fiziksel sorunlar biraz zaman almış ama bir süre sonra düzelmiş.Ama......”
“Ama....ruhunda meydana gelen hasar düzelmemiş.Dayım o kazadan sonra sanki bambaşka biri olmuş.”
“Ne gibi?”
“O eski kendine güvenen, tuttuğunu koparan insan gitmiş, yerine bambaşka biri gelmiş sanki.Artık hemen hemen hiç konuşmuyor, kendi dünyasında yaşıyormuş.”
“Alman kıza ne olmuş peki?”
“İlginç olan da o ya zaten.Almaya’dan da ne bir mektup ne de bir haber geliyormuş.Üstelik dayım da kimseye yazmıyormuş.”
“Ayrılmışlar o zaman.”
“Sanırım. Bizimkiler de buna hükmetmişler.Dayımın tedavisi oldukça uzun sürmüş.”
“Okul ne olmuş bu arada?Bitirebilmiş mi?”
“Yok, kazadan sonra buraya gelince okul mokul yarım kalmış tabi.Düzelince dedem onu tekrar göndermek istemiş okulunu tamamlasın diye ama dayım gitmek istememiş ve burada kalmış.Bir süre sonra az bir maaşla bir azot fabrikasında tercüman olarak iş bulmuş.Dedemler bakmışlar oğullarının artık Almaya’ya dönmeye niyeti yok, ona buradan bir kız bakmaya başlamışlar.Dayım gösterdikleri hiçbir kızı beğenmiyormuş, hepsine bir kusur, bir bahane buluyormuş.Bu arada gittikçe sessizleşmeye, iyice içine kapanmaya ve bu arada içmeye başlamış.Artık geceleri bazen arkadaşlarıyla , bazen tek başına mutlaka meyhaneye gidiyor, eve zil zurna sarhoş geliyormuş.”
“Kim bilir kendi dünyasında ne sıkıntıları vardı?”
“Bilinmez elbet.Alman kızdan ayrılması, geçirdiği kaza, burada bulduğu önemsiz iş, hepsi ayrı ayrı, belki de hepsi birlikte, sebep olmuştur .Ama asıl sebep kendisindeydi.Vazgeçmişti mücadele etmekten.Uyuşmak ve unutmak en kolay yol görünmüştü herhalde ona.”
“Sonra ne olmuş?dedim ,garsonun getirdiği kahveden bir yudum alarak.Babam da pastasından bir çatal aldı.
“Yesene çok güzelmiş pasta.” dedi.
“Yerim.Sen anlatmaya devam et.”
“Nerede kalmıştık?Hah... bu arada zaman geçiyor ve evlenmesi konusunda evden baskılar artıyormuş.dedemler de evlenip barklanınca hayatı düzene girer içmekten vazgeçer diye umuyorlarmış.Baskılara dayanamayıp dayım sonunda pes etmiş.Mahallede daha önce dayımı beğenen bir kız varmış.O kız dayım Almanya’dayken başka birisiyle evlenmiş.Ama bu arada onun küçük kız kardeşi büyüyüp serpilmiş.Dayıma da çocukluğundan beri hayranlığı varmış.Sonunda bu kızla evlenmesi konusundaki baskılara dayanamamış ve dayım da olur demiş.Bir süre sonra evlenmişler.

devam edecek
BAYAN E.

23 Kasım 2009 Pazartesi

YOLLAR, AYRILIKLAR, MEKTUPLAR-15

“Ne oldu oğlum?”dedi.”Tanıdık birini mi gördün?”
“Evet sanırım.”dedim.O üstelemedi ben de daha fazla açıklama yapmadım.Tünele kadar sessizce yürüdük.Markiz’den içeri girdiğimizde eski bir anı canlandı gözlerimin önünde.Annem, babam,ben ve kardeşim aynı bugün olduğu gibi bu kapıdan içeri girmiştik.Kardeşim ve ben itişip durmuştuk yol boyunca.Birbirimize sataşmalarımız içerde de devam etmişti.Annem ile babama çaktırmadan onu sıkıştırıyordum.Ellerimiz alış veriş torbaları vardı ve benim sılıştırmalarımdan sıkılan kardeşim bağırmaya başlamıştı.Babam aramıza girdi ve her ikimize de kızdı.Annem sakin bir şekilde duruyor ve yatışmamızı bekliyordu.Babam bizi azarlarken bir an anneme baktım.Arkadan gelen ışık siluetini çevreliyordu.Gözlerinde mutlu bir ifadeyle bize bakıyordu.Koşup ona sarılmak geldi içimden ama ayaklarıma ağırlık bağlanmış gibi yerimde mıhlanıp aklmıştım.Babamın sesi sanki çok çok uzaklardan geliyordu.Ben annemle aramızdaki ışığın içine girmek ve başımı saçlarına gömmek istiyordum.Bu sırada kardeşim koştu ve anneme sarıldı.Annem de yüzünde mutlu bir tebessümle ona karşılık verdi.Babam döndü anneme baktı ve yanına gidip kulağına bir şeyler fısısldadı.Annem kardeşimden uzaklaştı .Gözlerinde bir üzüntü vardı şimdi.Geçti bir masaya oturdu.Ben de sessizce onu izledim.Babam ayakta bir süre bize baktı .Babamla kardeşim de oturduktan sonra pastalarımızı söyledik.Annem dalgın dalgın pastasını yedi.Bir ara göz göze geldik.Bana gülümsedi ve masanın üstünden uzanıp elimi tuttu.O günün kalan bölümünde de ona sarılamadım.Aradan bunca zaman geçtikten sonra canlanan bu anının gerçek mi yoksa hayal mi olduğunu bilemeden bir süre kapının önünde kalakaldım.Babam;
“Hadi geçsene .Ne bekliyorsun?”dedi.
Yıllar önce oturduğumuz yerdeki masaya geçtim oturdum.Elimi uzattım, annemin elini tutmak için.Gözlerim masanın üstünde boş kalan elime daldı gitti.Başımı kaldırdığımda yan masada orta yaşın üzerinde şık giyimli bir bayanla göz göze geldim.Karşısında şık giyimli orta yaşın üzerinde bir bey oturuyordu.Adam kadının elini tutuyordu.Kadın bana gülümsedi, ben de ona.Babamın sesiyle irkildim.
“Bunlar sevgili herhalde.” dedi.
“Kimler?”
“Canım şu yan masadaki adamla az önce gülümsediğin kadın.”
“Nereden anladın?”
“Adamın kadının elini tutuşundan.”
Derin bir nefes aldı sıkıntıyla.
“Bir şey mi oldu?”diye sordum.
“Nereden geldi aklıma bilmem, dayımı hatırlattı bu çift bana.”dedi.
Benim onu dinlemeye hazır olduğumu anladığında yeni bir hikaye anlatmaya başladı.
“Amcam çok yakışıklıymış gençliğinde.Sarışın , mavi gözlü ve çok akıllı bir delikanlıymış.Spor yarışmalarında okulunu hep O’ temsil edermiş. O kadar parlak bir gençmiş ki okuldaki, mahalledeki tüm kızlar peşinden koşarmış.Derslerindeki başarısı nedeniyle okulu onu Almanya’ya göndermiş.Orada bir Alman kıza aşık olmuş,Orada olduğu süre boyunca kızla aynı evde yaşamışlar.Bir yaz tatilinde Türkiye’ye gelmiş ve konuyu ailesine açmış.Kıyamet kopmuş tabi.”
“Neden, bir Türk kızı yerine bir Alman’la birlikte diye mi?”
“Oğlum, o zamanlar şimdiki gibi değildi ki hiçbir şey.Biz tanımadığımız Arjantinli'ye gelinimiz olacak diye şapka giydiriyoruz.O zamanlar değil şapka giydirmek, eline çantasını verip gönderirlerdi adamı.”
“Farklı bir milletten olduğu için yani.”
“Eh elbette.Dil farklı, din farklı, gelenek, görenekler farklı.Aslında dedeme de hak vermemek elde değil.Sonradan bu farklılıklar sorun olabiliyor.Hele çocuk olduktan sonra.Ben çok duydum, böyle evlenip, sonra sorunlu ayrılıklar yaşandığını.Çocuklar çok fena ortada kalıyor.”
“Çocuklar maalesef tüm ayrılıklarda ortada kalıyor.Sadece farklı milletten evliliklerde değil.”
“Hah aferin.Taşı gediğine koymak diye ben buna derim işte.”
“Tamam, tamam.Seni kırmak istemedim.Sen devam et anlatmaya.”
O sırada hala siparişlerimizi vermediğimizi fark ettik.İkimiz de pasta ve kahve söyledik.Garson bizden sonra kadınla adamın masasına hesap bıraktı.Adam kadının yanağını okşarken kadın başını eğip bize doğru baktı.Bu sefer babamla göz göze geldiler.Babam yine sıkıntıyla iç geçirdi.Anlatmaya başladığı hikaye ile bu çift ve sıkıntısı arasında herhangi bir bağlantı kuramadan merakla babama baktım.


devam edecek

BAYAN E.

02 Kasım 2009 Pazartesi

YOLLAR, AYRILIKLAR, MEKTUPLAR- 14

“Eee gitmeseydi, ayrılmasaydı benden.Kim dedi ona ayrıl kocandan, iki çocukla çık git ülkenden, yabacı bir ülkede her şeye en baştan başla diye.”
“Anneannemi kaybetmiştik .Dedem de vefat edince ve senden de ayrılınca annemi buraya bağlayan hiçbir şey kalmamıştı biliyorsun.İçinde bulunulan siyasi belirsizlikler de ona bu kararı aldırmıştır.”
“Anneni eleştirmiyorum.Babasından kalan ne var ne yoksa sattı savdı gitti.Benden aldıklarını da düşünecek olursan , kendine yeni bir düzen, yeni bir iş kurabildi tabi.Ama bütün bunlara değermiydi bilmiyorum.”
“Baba sen ayrıldın annemden.Sen ayrılmak istedin.O’ da sana yapma, gitme demedi.Bu aynen böyle olmadı mı?Biz aynı hayatı farklı farklı mı yaşadık yani?Sözünü ettiğimiz hepimizin ortak geçmişi değil mi?”
“Evet beyefendi bir şeyler biliyorsun ama bilmediğin bir sürü detay var.Madem annen anlatmamış ben anlatayım o zaman sana.Ama önce ya bir yere gidip oturalım yada eve gidelim.Çünkü benim yaşımda bir adamın yürüyebileceği yolun üç katını yürürdüm bugün.”
“Nasıl istersen, benim için fark etmez.Ama ev uzun zamandır kapalı.Annemin en son geldiğinden beri hiç kimse kalmadı .Etraf toz içindedir.Neredeyse bir yıldır kimse kalmadı evde.”
“Aslında ben de tam olarak emin olamıyorum bunca yıldan sonra oraya gideyim mi gitmeyeyim mi diye.O kadar uzun zaman olduki o evden çıkalı.Gidersem kendimi çok mu kötü hissederim, yüreğim kaldırmaz mı diye düşünüp duruyorum.”
“Ben seni zorlamak istemem.Kalbinden nasıl geçiyorsa öyle yap.Kendini kötü hissedeceksen hiç gelme benimle.”
“Her şey bıraktığım gibiyse de kötü hissedeceğim kendimi, farklıysa da .Boktan bir durum senin anlayacağın.İşin en garip yanı ne biliyor musun?“
“Ne?”
“Annen ile birlikte yaşadığımız o evden başka hiçbir evi kendi evim saymadım, yaşadığım hibir eve kendimi ait hissetmedim.Her detayı hala hafızamda.Hala gözümü kapar evimizin görüntüsünü getiririm gözümün önüne.Hayalimde tekrar tekrar her köşesini canlandırırım.Bazen ev adresimi vermem gerektiğinde yaşadığım evin değil, hala eski evimizin adresi gelir dilimin ucuna.”
“İstersen bak şöyle yapalım.Önce bir yere gidip birer çay içelim.Sonra sen kendini iyi hissedersen ve dayanabileceğine karar verirsen benimle gelirsin.”
“Anlaştık evlat.Az ötede Markiz var.Orada hem çay içer hem de pasta yeriz.Ta gençliğimden beri Beyoğlu’nda kalan tek yer orası.Belki hatırlarsın kardeşinle büroma geldiğinizde birlikte Markiz’e giderdik.Gerçi çok zaman oldu ama....”
“Hayal meyal hatırlıyorum.Şık bir yerdi.”
“Daha önceki Markiz kapandı.Epey aradan sonra tekrar açıldı.Bu Markiz öncekinden farklı.Ama hala şık bir yer.”
Bu sırada hava yavaş yavaş kararmaya dükkanların ışıkları yanmaya başlamıştı.Balık Pazarı’nın önünden geçerken içimi tuhaf bir duygu kapladı.Öyle bir duyguydu ki hem geçmişe hem bugüne aitti sanki.İçimde hiçbir zaman tamamlanamayacak bir yarım kalmışlık, bir eksiklik hissettim.Caddenin hareketliliği, sarı sokak lambaları, sağdan soldan gelen yemek kokuları, bağıraşarak mallarını satmaya çalışan satıcılar, sanki, sadece şu an gözümün önünde meydana gelen bir gerçekliğin değil, aynı zamanda geçmişin de ayrıntılarıydı.O geçmişte ne kadar var olduğumu bilmiyordum.Belki de o geçmiş, bir zamanlar bana annemin gözlerinden anlatılan bir hikayenin detaylarıydı sadece.Adını koyamadığım bir hüzün kapladı içimi.Bu hüzün annemdi.Sanki elimi uzatsam az ötede ona dokunacaktım.Hayalini ardımda bırakarak yoluma devam ettim.Bir an durdum arkama baktım.Ne yaptığımı anlayamayan babam şaşkınlıkla beni izliyordu.

devam edecek

BAYAN E.

20 Ekim 2009 Salı

YOLLAR,AYRILIKLAR,MEKTUPLAR-13

“Ama sana da hak veriyorum.Daha çok gençsin.İnsan aşık olur, acı çeker, sevdiğiyle mümkünse evlenir ve aşk inişsiz çıkışsız öylece sürer gider sanıyorsun.Bu aşkın içinde hiçbir kayma,hiçbir özür yaşanmaz , hayat ve aşk dümdüz bir yoldur sanıyorsun.”
“Katiyen öyle düşünmüyorum.Zaten aşk da öyle çok uzun ömürlü bir şey değil.Ama aşk varsa başka biri olamaz diyorum.Ne kadın ne de erkek için.İlişki bitince evet hem kadın hem erkek başka biriyle birlikte olabilir.”
“Peki ya sevdiğin insanı çok genç yaşlarında bulmuşsan ve onunla evlenmişsen, üstelik çoluğa çocuğa da karışmışsan ömrünün sonuna kadar bir daha hiç kimseden hoşlanmazsın ve gönlün başka birine kaymaz mı sanıyorsun?”
“Kapılabilir elbet.Ama kapılınca da diğer ilişkini bitirmen gerekir.”
"Ah evlat ah, keşke hayat bu kadar matematiksel doğrulardan ibaret olsa.O zaman kesin doğrular, kesin yanlışlar olurdu.Ama bil ki hiçbir zaman işler böyle yürümez.Hele uzun süren ilişkilerde.”
Yine sustu.Ona baktım
"Baba"
"Efendim"
“Mesela ...mesela sen evliyken annemi hiç aldattın mı?”
“Aldatmak ne demek?”
“Yani başaka birisiyle veya birileriyle ilişkin oldu mu?”
“Bu sorunla belki de bir baba evlat arasında konuşulmaması gereken tehlikeli konulara giriyoruz.”
“Evet giriyoruz.Ben her zaman annemle ayrılığınızın ardındaki gerçek sebebi merak ettim.”
"Annen sana hiçbir açıklama yapmadı mı?Yani onca yıl hiçbir şey konuşmadınız mı bu konuda?”
“Hayır.Annemin seninle ilgili olumsuz tek bir sözünü duymadım.Aslında...”
“Aslında..?”
“Aslında çok da söz etmezdik senden”
”Söz etmezdiniz demek.Demek varlığıyla yokluğu bir önemsiz bir detaydım sizler için .”
“Ya baba gereksiz alınganlık gösteriyorsun.Elbette önemliydin.Hep aramızda gibiydin.Ama şunu demek istiyorum; annem aranızda olup bitenler üzerine pek konuşmazdı.Yoksa elbette ortak geçmişinizden , özellikle kardeşim ve benimle ilgili olanlardan söz ederken, hep adın geçerdi.Kısacası, baban bana şunu yaptı baban bana bunu yaptı gibi olumsuz bir hikaye olarak geçmezdin.”
“Anladım. Ben burada hep sizleri düşünür ve özlerken, siz kendi hayatınıza dalıp gitmişsiniz demek”
“Baba yanlış anlıyorsun benim söylediklerimi ya da konuyu değiştirmek için özellikle böyle yapıyorsun.Orası burası gibi değildir.İnsanlar deliler gibi çalışır.Annem de biliyorsun senden ayrıldıktan sonra iki erkek çocuğuyla bir başına kaldı.Her şeye sıfırdan başlamak zorundaydı.Sabahları erken kalkar kahvaltımızı hazırlar, bizleri okula gönderir, sonra işine giderdi.Deli gibi hiç tatil yapmadan çalışıp durdu senelerce.Yabancı bir ülkede iki çocukla hayata yeniden başlamak takdir edersin ki hiç de kolay bir şey değil.Kimse bakmaz gözünün yaşına orada.Bugün yorgunum, başım ağrıyor, psikolojim bozuk, dinlemez kimse seni.Annem için de hayat hiç kolay olmadı.O zamanlar bunu tam olarak anlayamıyordum ama şimdi geçmişe dönüp baktığımda ne kadar zor ve önemli bir yükün altına girdiğini anlayabiliyorum.

devam edecek
BAYAN E.

10 Ekim 2009 Cumartesi

YOLLAR,AYRILIKLAR,MEKTUPLAR-12

“Elinde bir şişe şarap.Ben şaşkınlığımı atamadan içeri girdi.”
“Neden gelmiş?”
“Dur anlatıyorum.O gece uzun uzun sohbet ettik ve bir ara küt diye bana aşık olduğunu söyledi.”
“Yapma yahu.Nasıl yani sonradan aklı başına mı gelmiş?”
“Valla inanmayacaksın ama meğer ta en başından beri beni seviyormuş.”
“Peki o halde Yunanlı ile ne işi varmış?”
“Dediğine göre çocuk onunla olmak istemiş.O kadar ısrar etmiş ki ilgisi hoşuna gitmiş.Ben ise ona kayıtsız davranıyormuşum.”
“E haklı kız davranmışsındır.”
“Ben aşkımdan ölüyordum oysa o sıralar.”
“Madem ölüyordun, tutsaydın kolundan, çekip alsaydın Yunanlı’nın elinden.Bu da Yunanlı’larla ilk çekişmemiz olmazdı her halde.”
“Çok komiksin.”
“Ben mi sen mi?Sonunda yine kıza kalmış iş.”
“Ben mi dedim ona git başkasıyla birlikte ol diye?”
“Belki kıskandırmak istemiştir seni?”
“Bilemem.Ama öyle olsa iki yıl sürmezdi.”
“Şimdi de buna mı takılıyorsun?Oğlum kız gelmiş kapına, açılmış sana.”
“Her neyse o gece giderken, döndü öptü beni.”
“Sonra?”
“Sonrası ben buraya geldim işte.”
Yürürken omuzuma kolunu attı.Ondan beklemediğim bir hareketti bu.
“Evlat, ömrünün büyük bir bölümünü kadınları anlamaya çalışarak geçirebilir ve onları hiç anlayamamış olduğunu anlayarak sonuna gelebilirsin.Kadınları anlamak hayatı anlamak kadar zor ve karmaşıktır.Biz erkekler bir şeyi isteriz ve onu alabiliyorsak alırız.Ama kadınlar, öylemidir ya?Ağızları bir şey söylerken akıllarından geçen bunun tam tersi olabilir.Yani kısacası, onların senin anlayamayacağın kadar karmaşık ve detaylı bir dünyası vardır.Bence kendi iyiliğin için vazgeç anlamaya çalışmaktan.Bunları sana söylüyorum, çünkü bu kız beni severken nasıl oldu da başka biriyle birlikte oldu diye düşünerek kendini yormanı, dahası onu suçlamanı istemiyorum.Mutlaka bunun gerisinde, senin, amacını aşan bir davranışın veya sözün vardır.Bir lafın veya hareketin onun dünyasında farklı bir yer bulmuş ve seni hayatından çıkartma arzusu olarak sana dönmüş olabilir.”
“Bu söylediklerini onun son davranışı için de geçerli kabul edebiliriz.Belki beni sevdiğini söylerken belirli bir amaç için hareket ediyordur.”
“Bu şüphelerle bir yere varamazsın.Ona bir şans ver.İçinde bulunduğunuz koşullarda, kendini sana açması için yeterli cesareti vermezken bile seni sevdiğini söyleyebildiyse, ona inanmalısın bence.Çünkü, sende karar kılmış olmasa, sevdiğini söylemezdi.”
“Böyle düşünüyorsun ha.”
“Evet tam olarak böyle düşünüyorum.”
“Belki beni eski kafalı bulacaksın ama bana ters geliyor insanın birini severken başka biriyle birlikte olması.”
“Hatırladığım kadarıyla sen de aynı şeyi yaptın.Yani sen de onu severken başkalarıyla birlikte oldun.Az önce bana böyle söylememiş miydin?”
“Ama benim durumum farklı.Benim onunla birlikte olma şansım olmadığı aşamada başkaları girdi hayatıma.”
“Her zaman bir şans vardır.Sen de onu kazanmak yerine başkalarıyla birlikte olmayı seçtin.”
Sustu.Sustum.

devam edecek

BAYAN E.

03 Ekim 2009 Cumartesi

YOLLAR,AYRILIKLAR,MEKTUPLAR-11

“Burası yahudi bir bayana aitti bir zamanlar.İçerdeki bayan da onun yardımcısıydı.Madam hiç evlenmemişti.Çocuğu ve yakın bir akrabası da yoktu.İçerdeki bu bayan Türk’tür.Madam onu yetiştirdi, sanatının bütün inceliklerini ona öğretti.Madam öldükten sonra bu bayan işi sürdürmeye devam etti.O’ da ölünce burası kapanır artık.Artık kimse bu el yapımı şapkalara rağbet etmiyor.”dedi ve başıyla içerdeki bayana selam verdi.
“Tanışıyorsunuz sanırım.”dedim
“Evet tanışıyoruz.Bir zamanlar annene buradan şapka alırdım.”
“Evet galiba bir tanesini hatırlıyorum.O zamanlar da bu şapkalar pek alıcı bulamıyordu değil mi?”
Beni duymuyormuş gibi konuşmasına devam etti.
“Hiç unutmuyorum bir tanesi eflatun rengiydi.Annene çok yakışmıştı.Annen şapkayı sanki onunla doğmuş gibi büyük bir doğallıkla taşırdı.Hadi vitrindekilerden seç bir tane.”
“Baba bunlar bayan şapkası ne yapacağım ben kadın şapkasını?”
“Sana aldığımı nerden çıkardın?”
“Kime alıyorsun peki?”
Esmer mi, sarışın mı, kumral mı?”
“Kim?”
“Kim alacak kız arkadaşın.”
“Aklından neler geçiyor senin?”
“Hadi canım saklama.Bir kız arkadaşın yok mu yani orada?”
“Dedim ya arada birileri oluyor ama öyle özel biri yok.”
“İnanayım mı şimdi sana?”
“Yani hem var, hem yok gibi.Aslını istersen biraz kafam karışık bu konuda”
“Neden karışıyormuş kafan bu konuda?”
“Okuldaki ilk senemde çok güzel Arjantin’li bir kız vardı.Uzun süre bakıştık durduk.”
“Tabi sen karar verip harekete geçene kadar yıl geçmiştir.Hadi gel”
“Nereye?”
“Nereye olacak içeriye, şapka almaya.”
“Ya yapma baba”
“Hadi gel, gel.Gelinime şapka alacağım.”
“Daha dur.Nerden çıktı şimdi gelinin olacağı?”
“Ben bilirim oğlum.Sen bana dinazor muamelesi yapıyorsun ama bu eski kurt baban anlar bu işlerden.O kız benim gelinim olacak.Hatırlarsın benim bu söylediklerimi.”
İçeri girdik.Şapkaların önünde şaşkın iki erkek olarak durduk.Eflatun bir şapkayı işaret etti.”
“Şunu alacağız “dedi bayana.
“Eflatun olsun.Aşkın rengidir.”Bana döndü gülümsedi ve göz kırptı.Ben de kendimi tutamayıp şaşkın gülümsedim ona.Bu yıllar sonra babamla aramızdaki en sıcak andı.
Tam kapıdan çıkarken babam döndü bayanın elini öptü.Onu bu kadar centilmen ve zarif bir hareket yaparken hiç görmemiştim daha önce.Elimizde koca şapka paketiyle çıktık dükkandan.
“Sonra ne oldu bu hikayede?Kız ülkesine mi döndü?”
“Yok,benim de arkadaşım olan Yunanlı bir çocukla birlikte olmaya başladı.”
“Senden hoşlanmıyormuymuş peki?”
“Ne bileyim ben.Bu kadınların işine akıl sır erer mi?”
“Sen de başkasını bulsaydın.”
“Ben de aynen öyle yaptım zaten.Ama aklım hep ondaydı.Epey bir kızla birlikte oldum o ara.”
“İyi yapmışsın.Ne demişler çivi çiviyi söker.”
“Deseler de inanma .Hiç de öyle olmadı.”
“Bu arada kızla Yunanlı ne durumdaydı?”
“İyiydiler.İki yıl sürdü ilişkileri.”
“Yapma yahu baya uzun sürmüş.”
“Ben buraya gelmeden bir kaç ay önce ayrıldılar.Bir gece kapım çaldı.Gittim açtım.Baktım kapıda duruyor.”
“Kim Yunanlı mı?”
“Dalga geçme.Sevdiğim kız tabi.”
“Vaayy”

devam edecek
BAYAN E.

01 Ekim 2009 Perşembe

SONBAHARDI, HAVANIN GÜZEL OLDUĞU BİR SONBAHAR


Joe Dassin- Lété indien
Yükleyen Megian. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.